İkinci Bahar tadında bir dizi…

Başrollerini Tarık Pabuççuoğlu, Kerem Atabeyoğlu, Derya Alabora, Sema Keçik, İsmail Filiz, Can Nergis ve Leyla Feray’ın paylaştığı, yönetmenliğini Kemal Uzun’un yaptığı “Paşa Gönlüm”, yakında Kanal D’de başlıyor. “Paşa Gönlüm”ün detaylarını, dizinin Mesut’ı Tarık Pabuççuoğlu’na sorduk.

21 Nisan 2014 Pazartesi, 04:01

Yeni diziniz hayırlı olsun… Nasıl geçiyor çekimler, alışabildiniz mi? 
– Çok keyifli her şey… Çok titizlenerek çalışıyoruz, onun için hazırlıklar biraz uzun sürdü ama keyifler yerinde.

Bu diziye “evet” dedirten neydi peki?
– Çok uzun zamandır, nereden baksanız “İkinci Bahar”dan beri bu kadar sıcak bir mahalle öyküsü yapılmadı. Seyircinin böyle bir özlemi olduğunu biliyordum, öncelikle o açıdan çok cazip geldi. Cast açıklandığında daha da cazip hale geldi.
Sizi hangi karakterde izleyeceğiz?

– Mesut karakterini canlandırıyorum. Mesut, orta sınıf bir esnaf. Ailesine bağlı, kalıplaşmış bazı değerleri var. Öte yandan hep bir arayış içinde. Hedefi lüks bir hayat değil, mutlu ve huzurlu bir aileye kavuşmak… Bir de süt kardeşi var, birbirlerini çok seviyorlar ama sürekli de didişiyorlar.

Komedi ağırlıklı mı yoksa drama da yer var mı senaryoda?
– Yeşilçam dizilerini hatırlarsınız; ne kadar komedi gibi gözükse de içinde daima drama da olur. Bu da öyle… Melodram var biraz. Hem güldüren, hem ağlatan hem de düşündüren bir dizi yakalamaya çalışıyoruz. Umarım amacımıza ulaşırız.

SEMT PAZARINDAKİ DOMATESLER GİBİYİZ
Eski İstanbul havası da var sanki bu dizide…
– Hikaye Balat civarında geçiyor. Bir dönem dizisi değil ama mahalle kültürüyle, Balat’ın o etkileyici atmosferiyle nostaljik bir hava yaratacağı kesin…

Peki, siz o eski İstanbul’u özlüyor musunuz?
– Özlemez olur muyum. İstanbul metropol olmaktan da çıktı artık… Allah genç insanlara kuvvet versin.

“Paşa Gönlüm”ün hangi özellikleri izleyiciyi çeker dersiniz?
– İzleyici bir kere özlediği samimiyeti bulacak. Çünkü çoğunluk büyük apartmanlarda yaşıyor. Karşı komşusunu tanımayan insanlar bile var. “Merhaba” demeyi unutmuş bir toplum haline geldik. Bu dizide herkes iç içe, eski komşuluk ilişkileri var, samimiyet var…
Daha ne olsun…

Neden sizi sadece komedi dizi ve filmlerinde görüyoruz? Dram oynayamaz mısınız?
– Biz semt pazarında yan yana dizilmiş domatesler gibiyiz. Bazı insanlar büyük domates sever, bazıları küçük… Ev hanımları gider hep aynı domatesi alır ya, yapımcılar da beni de hep komedi için çağırıyor. Bizim bir domates durumumuz var.

Neden böyle yapıyorlar sizce?
– Galiba işi garantiye almak için…

Doğru bir şey mi?
– Valla ne doğru ne yanlış, bilemiyorum. Bunu bana sormayacaksınız…

 

 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...